Bozkurt’un gücü ve anlamı!

Kurdu bir defa oraya kadar bile getirmeyi bırakın, getirmek için tasma bile takamazsınız; ya size zarar verir ya da kendine!

HASAN BARIN

Arda ortaladı, Merih kafayı çaktı. 
Goooollll!
Türkiye, favori Avusturya karşısında 2-0 öne geçmişti. Merih, bizim taraftarların bulunduğu tribüne doğru koştu, bozkurt işareti yaptı.
Ne olduysa işte bundan sonra oldu!
Sosyal medya çalkalandı; şahsım dahil beğenip, üzerine o kahramanlık milliyetçi türküsünü yapıştıran yapıştırıp paylaşım yapan yapana!

Bugün haber olarak bir duyduk ki;
UEFA bunu siyasi sembol olarak görüp ceza kesmek istiyormuş; bizimkiler Merih’i koruma savunma derdine düşmüş.

Aşırı sağ eğilimlerin arttığı Avrupa’dan, bunun etkisinin altında kalacak olan UEFA’dan ne bekliyorsunuz ki? 
Kulağınızı yaklaştırın, bakın ben size başka bir şey daha söyleyeyim;
“Daha iki ay önce 6-1 yenildiğiniz, tarihi ağırlığı olan başkente sahip ülkeyi, Türkiye’deki bahis şirketlerinde bile %43 Avusturya kazanır diye oynanacak kadar favori gösterdiği takımı yener, puromu yakar, kazanacağı parayla neler alacağının hayaliyle koltuğumda yayılıp yayıla maçı seyreden babalarına tomar tomar para kaybettirirseniz, cezayı yersiniz.”

“Ne yani yenilecek miydik?” diyenler mi var?

Evet, yenileceksiniz, o zaman ceza meza olmaz, siyasi simgeymiş falan hikâye olurdu!

Türkiye’de oynayan yabancı futbolcular, sahaya girerken çıkarken, gol attıklarında gökyüzüne bakıp; sizi bilmem de bana Anadolu’yu çekirge sürüsü gibi işgal eden haçlı ordusunun üzerindeki elbisenin işaretini hatırlatan haçın parmakla şekli istavroz çıkarıyor, üstüne üstlük bizim Müslüman Türk futbolcu bu futbolcuya tebrik için sarılıyor, biz bir şey diyor muyuz!

Yenilseydik; Avusturyalı futbolcular istavroz çıkara çıkara tribünleri gezer; Avusturya gazeteleri ise, “Türkleri ikinci defa durdurduk” diye başlık atardı, kimse de bir şeycik bile diyemezdi!

Gelelim ceza vermek isteyen UEFA’ya:
Len oğlum, favori gösterdiğiniz ülkeyi yendik mi; yendik, ilk sekize girdik; Bozkurt işaretimizi de yaptık; adamları da ağlaya ağlaya Viyana’ya gönderdik mi; gönderdik!

Biz yeterince acı verip, zevk aldık!
Ceza verseniz ne, vermeseniz ne!
Milyarlarca dolar versek Bozkurtumuz bu kadar ünlenmezdi; versinler ceza daha fazla ünlensin!
Bakarsınız, Bozkurt’un anlamını bilmeyen bizimkilerden bile, Bozkurt’u merak edip öğrenmek isteyenler çıkar, böylece Türk tarihini ve Atatürk’ü öğrenir.

Hemen hemen her ülkenin birer sembolü vardır; Rusların ayı, İngilizlerin aslan, Fransızların tavuk. Hadi bunları stada getirip gösterebilirsin de, milli sembolü ejderha olan Çinliler nereden bulup getirecek?
Benim bildiğim kadarıyla ejderha dünyada önceden vardıysa da şimdi yok; Çin’de var mı bilemem!
Ne yalan söyleyeyim, pek de bilmek istemem!

Bizimki de binlerce yıldır, ölümden korkmayan, esir olmayan, eğitilemeyen, su içerken bile ağzını şapırdatmayacak kadar edepli kurt!
Görseniz korkup kaçtığınız, tef çalarak oynattığınız, hamamda bayılan kadın taklidi yaptırdığınız elin ayısını; kesip kızartıp yediğiniz tavuğu yadırgamıyorsunuz da bizim aslı kurdu mu yadırgıyorsunuz?

Bu yazıyı okuyan sen takım tutuyorsun değil mi?
Takımların bile sembolü var; Galatasaray’ın aslanı, Fenerbahçe’nin kanaryası, Beşiktaş’ın kartalı!
Peki sen hangi hayvanı sembol olarak kullanan takımı tutuyorsun?

Kartal deyince aklıma ne geldi:
Beşiktaş’ın da Benfica’nın da sembolü kartaldır. 
Benfica sembolü kartalı, maç başlamadan önce kartal stad dışından salınır, taze et kokusunu alan, keskin gözlere sahip kartal; seyircilerin coşkulu alkışları ve tezahüratları arasında süzüle süzüle sahanın tam ortasında, elinde taze et olan sahibinin eline konar!

Beşiktaş bunu kendi maçında yapmak istemiş, kartalın sahibi adamla konuşup anlaşmışlar, adam İstanbul’a Beşiktaş stadına gelmiş, birkaç deneme yapmışlar, sorun yok; kartal konuyor.
Maç başlamadan önce, adam stadın ortasına gelmiş, dışarıdan kartalı salmışlar, adam saha ortasında kartalı bekliyor ama ne gelen var ne giden!
Kartal ne yapsın saha ortasında bekleyen adamın elindeki küçük et parçasını; maç var diye para kazanacağım diye stad çevresini mesken tutan köfteciler, kebapçıların kilo kilo eti varken!

Kurdu bir defa oraya kadar bile getirmeyi bırakın, getirmek için tasma bile takamazsınız; ya size zarar verir ya da kendine!

Bozkurt işareti yapılırken öne doğru uzanan işaret parmağı ve serçe parmak, Avrupa’daki aşırı sağ görüşlü, “düşmanım düşmanı benim dostumdur” mantığıyla hareket eden kumarda kaybeden kişilerin bir taraflarına batıp acı vermiş olabilir, bağırtmış olabilir, bağırtmak hoşumuza da gidiyor bağırsınlar da;
Kendini Türk olarak addeden, Atatürkçü geçinenlere ne oluyor?

Bu, tarihini, Atatürk’ü bilmez; bilgiyle yarışamayacağını, söylediklerini beyniyle dinleyince doğruluğunu görünce kafasındaki saplantılı düşünceleri değiştirmek zorunda hissedecek, bunu yaparken de acı çekeceğini bildiğinden, hemen refleks olarak şu partidensin bu partidensin diye yaftalayan, aklınca kategorize eden, cehaletlerini bilgi zannedip, 3-5 cahili karşısına alıp âlim kesilen, cehaletleriyle mutlu olan duvar zihniyetler var ya; 
Gerçi doğruluklarını araştırsalar zaten böyle düşünmezler de, gene de;
Doğruluklarını araştırmalarını önererek vereceğim bilgi ve belgelerle cevabım esas onlara;

Bozkurt’un Türk tarihi açısından önemi:

Öncelikle Türk tarihi açısından;
Siz hiç Ergenekon Destanı’nı okudunuz mu?
Kısaca anlatayım:

Ergenekon Destanı’nda anlatıldığı üzere; kurt’un Türk için önemi, Türklerin, demirden dağları eriterek Ergenekon’dan çıkarken, Börteçine adında bir dişi kurt (bozkurt’un) onlara rehberlik etmesi inancına dayanmaktadır. Binlerce yıldır da kurt simgedir.

Peki Börteçine adlı kurt hangi partidendi?

Tarihçiler; aslında Türklerin birkaç büyük imparatorluk kurduğunu; 552 yılında kurulan Göktürklerin ise diğer devletlerin devamı olduğunu söyler;
Peki siz hiç kocaman kurt resmi olan Göktürk bayrağını gördünüz mü?


Arıyoruz diye zahmet etmeyin; buyurun:
Peki 552 yılında kurulan Göktürkler hangi partidendi?

Bozkurt işaretinin parmakla işaret olarak kullanılması da çok eskidir.
Şu anki kullanılan asker selamı yerine eski Türklerde “Ben Türküm” anlamında alın hizasına yapılarak asker selamı olarak kullanılırdı.

Peki, binlerce yıl önce yaşayan askerler hangi partidendi?

Gelelim, her konuşmasında Türk’le başlayan; “Ne mutlu Türk’üm diyene” diye bitiren, Türk Dil ve Tarih Kurumu’nu kurduran, öldükten sonrasını bile düşünüp vasiyetini paylaşan, İslam’ı değil Türkçülüğü ön plana çıkardığı için aşırı İslamcılar, tarikatçılar tarafından hiç sevilmeyen Atatürk’ün tarihi açısından Bozkurt’un anlamına!

Geçen yazımda da yazdım, soyadındaki son dört harfine dikkat edin!
Peki Bozkurt’u Türkiye’ye getiren kimdir?
O Atatürkçü geçinen Bozkurt’a gıcık olanlar sıkı dursun; bizim Başbuğ dediğimiz, Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türkiye’nin ilk partisi CHP’yi kuran, ölünceye kadar da tek yetkili olan Mustafa Kemal Atatürk!
Zorunuza mı gitti!
Bu iş, orada burada nasıl olsa benden olanlar beni dinliyor, iki fazla konuşayım diye cahil cahil sallamaya benzemez.
O zamanlar işaret olarak Bozkurt gelmemiş ama basılan paralara, pullara bizzat Atatürk, kurt’un kendisini resim olarak koymuş.
Aha da buyrun:

Kategorize etmesi, “sen şu partidensin” demesi basit, değil mi?
Hadi cevap verebiliyorsanız buyrun cevap verin:
Peki, Türkiye ve CHP’yi kuran Atatürk hangi partidendi?

Benim ve benim gibilerin, sanki onların tuttuğu parti haricinde bir parti tutmak suçmuş gibi yaftalandığım gibi, cevabını esas merak ettiğim şekilde daha sert, keskin sorayım;
Atatürk’ün ölüm tarihi 10 Kasım 1938;
MHP’nin parti olarak kurulduğu tarih ise 9 Şubat 1969.
Eee, kurt sembollerini gösteren MHP’li ya; peki Atatürk, öldükten 31 yıl sonra kurulacak olan parti olan MHP’li miydi?

Hadi şu yanlış deyin!
İkna oldunuz mu?
Bana sorarsanız ikna olmayın!
Yukarıda da yazdığım gibi, gerçekler, doğrular yüzüne çarpıldığı, gözüne sokulduğu halde kendi bildiğini bildiği gibi zannetmek, doğrulara duvar örüp cehaletiyle avunmak insanı mutlu eder!
“Ne kadar bilirsen bil, bilgin karşıdakinin bildiği kadardır” Mevlana sözünü kanıksamış naçizane bir yazar olarak aynen bu şekilde mutlu olmaya devam etmen dileğiyle!

Bize gelince;
Biz, Avrupa’nın ortasında, Avrupa’nın tarihsel manevi ülkesine, favori ülkesine iki tane atıp; Bozkurt’umuzu gösterdik, “Ne mutlu Türk’üm diyene” dedik; hem Avrupa’dakileri, hem Türkiye’dekileri bağırttık ya!
Bunun gururu bize yeter!

Bundan sonra Hollanda ile karşılaşacağız; gol atınca Hollanda kaptanı Herzog, Hollanda siyasi sembolü aslanı beş parmağını uzatarak gösteriyor; bize oldu da gol attı, o uzanan iki parmağın acısını UEFA hissetti ve bizim içimizdekiler bağırdı; UEFA Hollanda sembolünü hiç hissetmedi, hissetmez de; iki parmağa bağıran bizimkiler o beş parmağa şimdiye kadar ses çıkarmadı, ve Hollanda gol atar, beş parmak gösterilirse onun acısını Türk ve Atatürkçü geçinenler hissedecek mi, asıl bunu merak ediyorum!

Yazımın sonunda;
Öncelikle Merih DEMİRAL olmak üzere bütün futbolcuları ve teknik heyeti kutluyor, başarılar diliyor, kalplerinden öpüyorum!

Sağlık, huzur, saygı ve Bozkurt’la kalın!

Share: