Müstəqil.Az qardaş ölkə Türkiyədə yaşayıb yaradan ZEYNEL ABİDİN PAYASIN yeni şeirlərini təqdim edir:
LEYLA 1
 
Ay düşmüş üstüne sanki bu gece,
Leyla şule şule sihir gözlerin…
Aciz kalır akıl dar gelir hece,
Leyla, bestelenmiş şiir gözlerin.
 
Çoban yıldızları yağmış saçına,
İpek ipek dizilmişler tacına,
Deniz gibi bak çekiyor içine,
Leyla, akıp giden nehir gözlerin.
 
Açar katmer katmer karagül gibi,
Parlar mercan gibi yanar pul gibi,
Her gün derinleşir İstanbul gibi,
Leyla, sevda kokan şehir gözlerin.
 
Bakışların bir ok saplar şuraya,
Çaresizim sıkışmışım araya,
Yürekteki şu onulmaz yaraya,
Leyla, şifa gizler zehir gözlerin.
 
Dört mevsim güneşin ziyası sanki
Gülbahar sultanın oyası sanki
Türkmen kiliminin boyası sanki
Leyla, yüreğimde mühür gözlerin.
………………………………………
LEYLA
Hele bir serpilmiş nasıl da yetmiş,
İpekten saçları göklere yetmiş,
Yanaklarda menekşeler boy atmış,
Tomurcuk güllerin dalıdır Leyla.
 
İz yapar ruhumda kömür gözleri,
Bir başkadır işveleri nazları.
Eser serin serin sıcak yazları,
Ardıçlı dağların yelidir Leyla.
 
Kaşlar çekik andırıyor Oğuz’u,
Aşık ona yiğitlerin yağızı.
Şeker sanki dudakları, ağzı,
Yaylaların süzme balıdır Leyla.
 
İncecik parmaklar karanfil kokar,
Dokusam eline elimi yakar,
Billur yüzlerinden ırmaklar akar,
İlkbaharın coşan selidir Leyla.
 
Seni ılgıt ılgıt arar rüzgârlar,
Siyah saçlarını tarar rüzgârlar,
Benim kollarımla sarar rüzgârlar,
Çamlı ormanların belidir Leyla.
 
Mevsimi bahara eylemiş ahenk,
Asya toprakları, bozkır rengârenk,
Onda biçim bulmuş bin bir çeşit renk,
Baharın yeşili, alıdır Leyla.
 
Dağlardan toplanan ıtır destesi,
Bahar kokar, bahar onun nefesi,
Rüzgârların en muhteşem bestesi,
Benim şiirimin dilidir Leyla.
 
Bir içim su bir yudumda içilir,
Gülüşüne candan bile geçilir,
Gülistanda yaprak yaprak açılır,
Gönlümün solmayan gülüdür Leyla.
……………………………………………………
SOYKIRIM LEVHASI
 
Zalim çetelerin gece avıyla,
Yandı alev alev yandı Hocalı,
Ermeni’nin mermisiyle, lavıyla,
Çocuklar kabrine döndü Hocalı.
 
Bin dokuz yüz doksan iki Şubat’ı,
Takvim yaprağında gün yirmi altı,
Bu alçaklar alçaktan da alçaktı,
Unutmadık daha dündü Hocalı.
 
Azeri’min isyan ile dolduğu,
Baharında civanların solduğu,
Anaların saçlarını yolduğu,
Yaşanan en acı gündü Hocalı.
 
Gebe kadınların karnı deşildi,
Bu vahşetle sanki çağlar aşıldı,
Tarihe simsiyah bir not düşüldü,
Acı acı feryat ündü Hocalı.
 
Merhametsiz gece, insafsız bir gün,
Ciğerler kan dolu, yürekler sürgün,
Gökyüzü ağlıyor, yeryüzü üzgün,
Oluk oluk akan kandı Hocalı.
 
Kesildi kafalar, oyuldu gözler,
Kan revan içinde tertemiz yüzler,
Kifayetsiz kalır çaresiz sözler,
Parça parça olan candı Hocalı.
 
Yok imiş dünyada tutacak dalı,
Bilmiyorum neydi suçu vebali,
Tükendi umudu, bitti hayali,
Kendini tamuda sandı Hocalı.
 
Bir tarafta savunmasız balanın,
Öte yanda ağıt yakan halanın,
Hüzün ile terk edilen sılanın,
Gurbete döndüğü andı Hocalı.
 
Koymadılar taş üstünde bir tek taş,
Anaların gözlerinde kanlı yaş.
Ha Hocalı; ha Karabağ, ha Maraş,
Bizim için Konya, Van’dı Hocalı.
 
Çok gördüler gardaşıma felahı,
Soy kırdılar bir kış günü sabahı.
Deldi gök kubbeyi mazlumun ahı,
Ekmeği çileye bandı Hocalı.
 
Söndü ocak tütmez oldu bacası,
Canlı canlı yakıldılar nicesi.
Zemheride bir karakış gecesi,
Zulmün soğuğunda dondu Hocalı.
……………………………………..
              YANKI
Soğuk kayalara çarpan ahımın,
Yankısı delecek yürek zarını.
Kalırsın altında bak günahımın,
Duymazsan ruhumun ahüzarını.
 
Sevda ikliminin ilkbaharında,
Kuruttun gönlümün filizlerini.
Umut bırakmadın bana yarında,
Süpürdün aşkımın tüm izlerini.
 
Oysa yükseltmiştim seni göklere,
Ay yıldızım gibi dalgalanırdın.
Adını vermiştim tüm çiçeklere,
Bir kardelen gibi ırgalanırdın.
 
İçimin yankısı inletir arşı,
Yoksa duymaz mısın feryatlarımı.
Sevdaya ben yazdım en soylu marşı,
Bir duysan anlarsın hoyratlarımı.
 
Alev alev yanan benim bağrımdır,
Yeter gel de söndür kor ateşimi.
Leyla duy sesimi bu son çağrımdır,
Silmek üzereyim tüm geçmişimi.
……………………………………………
SÖYLEYEMEDİM
Yıllarca kavurdun yaktın içimi,
Seni sevdiğimi söyleyemedim…
Ağarttı hasretin ey yar saçımı,
Seni sevdiğimi söyleyemedim.
 
Bazen öfkelendim, kızdım bazen,
Bütün kuralları bozdum bazen,
Oturdum destanlar yazdım bazen,
Seni sevdiğimi söyleyemedim.
 
Sabah diyecektim gün erken döndü,
Akşam derim dedim sanki Ay söndü,
Garip bir geceydi, kötü bir gündü,
Seni sevdiğimi söyleyemedim.
 
Aşkın bir bayraktı çektim göklere,
Seni yıldız yıldız ektim göklere.
Şöyle derin-derin baktım göklere,
Seni sevdiyimi söyleyemedim.
Aklım gitdi geldi,döndü bir ara,
Açıldı sinemde koca bir yara.
İçimi döktüm de bizim dağlara,
Seni sevdiyimi söyleyemedim.
 
Bozkurt’un avına çakal dalaştı,
İmdadına geldi Leyla ulaştı.
Kelimeler bir birine dolaştı,
Seni sevdiğimi söyleyemedim.
 
Yakışmadı bu hal yiğide, ere,
Böyle değil idi bizdeki töre.
Kayboldun ufukta göz göre göre,
Seni sevdiğimi söyleyemedim.
…………………………………………….
   OĞUL”A NASİHAT
 
Onursuz firengin çizmelerine,
Şüheda toprağı ezdirme oğul…
Aldanıp al yeşil mor renklerine,
Kıyında köşende gezdirme, oğul.
 
Yiğitlik sendedir bırakma elden,
Vazgeçmesini bil yârdan yârenden.
Atanın kanları fışkırır yerden,
Mezarda dedeni kızdırma, oğul.
 
Musul’um, Kerkük’üm, Haleb’im, Şam’ım,
Müslümanım gardaş bitmiyor gamım.
Dünyada hürriyet bilinir nâmım,
Gardaşın kurşuna dizdirme, oğul.
Doğru ol, isterse bir başına kal,
Tarihine dön bak geçmişten ders al,
BOP’larını götür başlarına çal!
Yeniden harita çizdirme, oğul.
Şu asil duruşlu aziz milletin,
Çocuğusun kutlu medeniyetin.
Tek çaresi sensin zulmün zilletin,
Bebelere mezar kazdırma, oğul.
 
Bülbülün sevdası, aşkı da güldür,
Ağlatma hilâli, yıldızı güldür.
Mevzu vatan ise; ya öl, ya öldür,
Vur ki düşmanları azdırma, oğul.
Topla etrafına gardaşlarını,
Kazak’ı, Tatar’ı yol başlarını,
Sil Azerbaycan’ın gözyaşlarını,
Kavmini canından bezdirme, oğul.
Türkistan’da Türkler sana bakıyor,
Şehit askerine ağıt yakıyor.
Göğsüne ay yıldız bayrak takıyor,
Türkün birliğini bozdurma, oğul.
 
Üç kıta üstünde kanın var senin,
Vallahi Billahi anın var senin.
Sen Türk’sün; şerefin, şanın var senin,
Tarihi bunlara yazdırma, oğul.